lebron james shoespaul smith shoesdior sunglassesmarc jacobs handbagslouboutin shoespandora braceletscheap designer handbagsbandage dressralph lauren polotory burch sale

Basaran PRESS

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Reklam


 
Ali Erel:

Ali Erel: "Türkiye para ile zaman satın almıştır..."

Tarih 15 Mart 2010

Talat AİHM kararı için "zafer" deyince milliyetçi kesim "Pirus zaferi" demeye başladı...


Talat AİHM kararı için “zafer” deyince milliyetçi kesim “Pirus zaferi” demeye başladı...

 

Ali Erel: “Türkiye para ile zaman satın almıştır...”

                                               Röportaj: Hasan Kahvecioğlu

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Kıbrıs’ın kuzeyindeki “Mal Tazmin Komisyonu”nu “ulaşılabilir ve etkin bir çözüm müessesesi” olarak kabul eden kararı, Türk tarafında çok farklı tepkilere neden oldu. Mehmet Ali Talat bunu bir “zafer” olarak nitelendirirken, milliyetçi kesimler 44 sayfalık kararda kullanılan “KKTC yasal değil” ve “Türkiye işgalcidir” biçimindeki ifadeleri öne çıkardılar ve kararı “Pirus zaferi” olarak adlandırdılar.     

Talat, bu konuda Türkiye’nin verdiği destekten dolayı TC Cumhurbaşkanı Gül’e telefon ederek teşekkür etti.

TC Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Davutoğlu kararı “1974’den bu yana kazandığımız en büyük diplomatik zaferlerden birisi” olarak niteledi.

TC Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada “Bu kararla birlikte, Türk tarafının büyük bir kazanım elde ettiği”ni  savundu.

Mal Tazmin Komisyonu Başkanı Sümer Erkmen  “Bu karar bizi her şeyden önce çok memnun etmiştir. Dört yıldan beri yaptığımız çalışmaların, dünya nezdinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde kabul gördüğünün bir işaretidir.”

Gazeteci M. Ali Birand, “Bu zaferin sahibi Talat’tır” diye yazdı ve şöyle dedi:

“Açıkça söyleyelim, KKTC çok önemli bir yargı zaferi kazandı. Mehmet Ali Talat’ın sahiplendiği bir girişim, sadece KKTC’yi değil, asıl Türkiye’yi kurtardı.”

Mal Tazmin Komisyonu'nda iki Avrupalı ve Kıbrıslı Türk üye bulunuyor.

Komisyon bugüne kadar Türkiye adına 105 Rum'un başvurusunu sonuçlandırdı ve 65 milyon dolar ödedi.

Komisyona, bugüne kadar 455 başvuru oldu. Bunların 98 tanesi neticelendi. 98’in 94’ü dostane çözümdür. 86 tanesine tazminat verilmiştir. Toplam 40 milyon Sterlin ödenmiştir. 6 tane iade kararı vardır. 50 kişi başvurusunu geri çekmiştir.

 

Mahkeme kararına ilişkin olarak Avrupa Birliği Derneği Başkanı Ali Erel’in değerlendirmelerini aldık. İşte sorularımız ve Ali Erel’in söyledikleri...

 

Türkiye Kıbrıs’ın kuzeyinde tamamen egemendir

Soru: Sayın Ali Erel, AİHM 8 Kıbrıslı Rumun pilot davasını “Kabul edilebilir” bulmadı. 44 sayfalık kararda, bütün dikkatler “Mal Tazmin Komisyonu”na çevrildi. Oysa kararda Türkiye ve Kıbrıslı Türkler için, genelde kabul görmeyen ifadeler de apaçık biçimde yer alıyor. Bunları bizim için yorumlamanızı rica ediyorum...

Ali Erel: “Gözden kaçırılmaması gerekir ki “Taşınmaz Mal Komisyonu” durup dururken ortaya çıkmadı. Mahkeme; bunu kendisi istedi. Mahkemenin, Arestis davasında Türkiye’den “bir iç hukuk çaresi” oluşturmasını talep etmesi üzerine komisyon ortaya çıkmıştır.

Mahkeme “Ben bu çareyi yok sayarsam Türkiye’yi burada sorumlu tutamam. Türkiye’yi sorumlu tutabilmem için, Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyinde tamamen egemen olduğunu kabul ettiğimi  kayda geçirmem lazım.” demektedir.

Bu kurum, mahkeme tarafından bir “KKTC kurumu” olarak kabul edilmemektedir. Mahkeme “KKTC makamları”nın oluşturmuş olduğu yasal çareleri, Türkiye’nin iç hukuku veya “milli çareleri” olarak kabul etmektedir. Dolayısıyla mal sahibi Rumlara “Oraya müracaat etme şansınız vardır” denmektedir.

Kesin olan şudur ki bir tanıma ya da KKTC’nin statüsünü yükseltme diye bir durum söz konusu değildir. Tam tersine  Mahkeme diyor ki, “Kıbrıs’ın kuzeyinde “Hukuksuz bir egemenlik var, sürüyor ve ben bunu kabul edemem...”

 

Askeri işgal var ve KKTC diye bir devlet yoktur

Soru: Sık sık işgalden de söz ediliyor...

Ali Erel: “İşgal” sözcüğü bu davada benim çok ciddi biçimde gözüme battı. Çok fazla kullanıldı.

Mahkeme “İşgali görüyorum ve işgal durumu devam ettiği müddetçe de, kişilerin insan hakları ihlallerine karşı kendilerini korumaları gerektiğinin en önemli nokta olduğuna inanıyorum. O nedenle bu işgal bölgelerinde de insanların haklarının korunabilmesi benim için en önemli unsurdur. Ama benim görevim işgali sonlandırmak değildir” diyor.

 

Soru: Eskiden beri Türkiye burada olup bitenlerden zaten sorumlu tutulmuyor muydu?

Ali Erel: Türkiye, defalarca KKTC’de ortaya çıkan davranış ve ihmallerden dolayı sorumlu tutulmuş ve cezalandırılmıştır. Bu böyle olmasaydı, mahkeme Türkiye aleyhine Kıbrıs’ın kuzeyi ile  ilgili davalara bakmaya yetkili olmayacaktı. Mahkeme kararında şöyle bir ifade var: “Eğer ben Türkiye’yi K. Kıbrıs’taki insan hakları ihlalerinden sorumlu tutmasaydım geçmişte Türkiye aleyhine açılan davaları görüşemeyecektim.” Yani “Bu davalı devlet, bu konuda sorumlu değildir” denilecek ve konu kapanacaktı.

 

Soru: Türkiye başlangıçta “Orada ayrı bir devlet var. Beni niye suçluyorsunuz” diyordu. Türkiye artık bu argümanı öne sürmekten vaz mı geçti?

Ali Erel: Kararda da “KKTC kontrolündeki bölgelerde Türkiye sorumluluklarını artık reddetmemektedir” deniyor. Mahkeme “Orada işgal var” diyor. Türkiye de “O işgalci benim ve orada sorumluyum” diyor. Mahkemeye göre, insan hakları ihlalinde illa ki bir “sorumlu” vardır. Bir tanınmış devleti sorumlu tutar. Kabile, toplum vardır ama onlara o işi yaptıran “Tanınmış bir devlet” vardır. Mahkeme “Benim muhatabım Konvansiyon’u imzalamış olan tanınmış devletlerdir. Ben onları sorumlu tutarım.” diyor.

 

Soru: Rum tarafı “Siz bu komisyonu kabul ederseniz, KKTC’nin statüsü yükseltilmiş olacak” diyordu. Mahkeme bu konuda ne diyor?

Mahkeme buradaki kurumların, Türkiye’nin herhangi bir kurumundan farklı olmadığını, bu yüzden “Ben Kıbrıslı Türklerle çatışmıştım, bu yüzden bu kurumlara gidemem” argümanının  geçerli olmadığını söylüyor. Yani, KKTC’de üretilen karar Türkiye adına üretilmiştir.

 

İç hukuk tüketilmeli

Soru: Mahkeme dava sahiplerine ne demiş oluyor?

Ali Erel: AİHM, devletlerin insan hakları ihlallerini düzeltmesini ve daha sonra bunu uygulamasını sağlamaya çalışır. Bu yüzden “çare” kendisi için önemlidir.  8 pilot dava sahiplerine de şu mesaj veriliyor: Siz o bölgede yaşamıyorsunuz ama orada bir çözüm var. Bunu görmelisiniz. Yasal veya pratik sınırların varlığı, iç hukuğun tüketilmesine bir engel değildir. Yani, Devlet sınırları dışında yaşayanlar pratik zorluklar ve kişisel isteksizliğe rağmen “iç hukuğu tüketme” prensibinden muaf değildirler.

 

Mahkeme diyor ki; “Senin (Rumların) söylediklerini anlıyorum, pratik zorlukların var, kişisel olarak isteksizliğin var, ama sen “muaf” değilsin. Sana yanlış yapan devletin iç hukuğunu tüketeceksin. Onun kurumlarında önce hak arayacaksın. Tabii “Mahkemenin nihai yetkisi” de vurgulanıyor kararda. Yani “Ben, yetkilerimden vazgeçmedim. Şikayetin varsa, bana gene de gelebilirsin” diyor.

 

Hukuk sistemi yetersiz

Soru: Mahkeme Türk tarafının hukuk sisteminin yetersizliğini savunan argümanların bir değer taşımadığını da söylüyor...

Ali Erel: Rum tarafı, Türk tarafında  “fonksiyonel bir  hukuk sistemi yoktur” diyor. Mahkeme de “Böyle bir sistem vardır veya da yoktur diye, kişilerin haklarının korunması ile ilgili konudan vazgeçmem” diyor. Hatta mahkemeye göre; davacılar KKTC kontrolünde yaşamıyor olsa da, davalı devletin himayelerinde efektif bir çare müessesi varsa, yerel hukuğun tüketilmesi şartı uygulanmalıdır.

Ancak mahkeme yeniden bir hatırlatma da yapıyor. Diyor ki; bu sonuç herhangi bir şekilde KKTC’nin kuruluşu hakkındaki uluslararası topluluğun görüşünü veya Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti’nin Kıbrıs’ın tek ve yasal hükümeti olduğu gerçeğini hiçbir şekilde zayıflatmaz.

 

Soru: Mahkeme; savaşla toprak elde edilmesini, mal dağıtılmasını reddediyor. Yasa dışı sayıyor.  

 

Ali Erel: Biz “KKTC Anayasası”na bir madde koymuştuk. (Madde 159)

Bu maddede “Kuzeyde bırakılan terkedilmiş mülkler KKTC’ye aittir” deniliyordu. Loizidu davası görüşülürken bu “madde” ile ilgili aynı görüşler kararda yer almıştı. Şimdi de  

“Askeri işgalin bir çeşit mülkiyetin el değiştirmesi ve tapunun işgalci güce verilmesi anlamına geldiğini mahkeme kabul etmez.” deniliyor ve “Tüm bunlardan, mal sahiplerinin mülk haklarını kaybettikleri anlamı çıkmaz” ifadesi yer alıyor.

 

Soru: Evet, Türkiye bu maddeye rağmen, bir yasa yapılmasını, Komisyon kurulmasını  istemişti. UBP buna karşı çıkmıştı. Hatta çıkan yasayı “Anayasa Mahkemesi”ne götürmüştü.

Ali Erel: Kararda bizim hem 159’u iptal etmediğimizi hem de Rumların mal sahibi olduklarını kabul ettiğimizi anlatıyor. Şöyle diyor:  “Anayasa Mahkemesi bizim bu yorumumuzu dikkate aldı ve önüne giden 67/2001 ile ilgili davayı görüşürken Kıbrıslı Rumların iade ve tazminat hakkı olduğunda ısrar etti. Ama hala 159 Anayasa’da duruyor”

Görüleceği gibi mahkeme Türk tarafının çelişkisine de dikkat çekmiş oluyor.

 

Kıbrıslı Türkler yok sayıldı

Soru: Peki şimdi ne olacak?

Ali Erel: Kıbrıslı Rumlar, Taşınmaz Mal Komisyonu’na daha fazla müracaat edecekler, tatmin olmazlarsa da AİHM gidecekler. Talepler artacaktır. Siyasiler “Müracaat etmeyin” dese bile, bu kişilerin, ailelerin, gelecekleri ile ilgilidir.

Bu; binlerce davayı AİHM önünden alıp, Komisyon’un önüne koyacak.

Komisyon’da yeterli bir kadro yoktur. İşler yavaş gitmektedir. Zaten mekanizma süratli çalışmaya başlasa ciddi boyutta bir finansman gerektirecektir. Şu anda “iade” alamıyorlar. İadeyi kağıt üstünde alıyorlar. Kullanım hakkı da yoktur.

Kıbrıslı Rumların haklarının iade edilmesi süreci doğru bir süreçtir. Ama bunun yanında Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs’ın kuzeyinde egemenliklerinin olmadığının kayda geçirilmesi ve Kıbrıslı Türklerin bunu seyretmesi olumsuz bir noktadır.

Kıbrıslı Türkler tamamen “devre dışı” kalmıştır. 

Mahkeme Komisyon’un “ulaşılabilir” ve “etkin bir çözüm” olduğunu kabul etmiştir.

Kıbrıslı Rumlar, mülk haklarına ulaşabilecekleri bir mekanizmaya ulaştılar. Ama Kıbrıslı Türklerin mallarına ilişkin bir mekanizma şu anda yoktur. KKTC’nin tüm makamlarının, kurumlarının ve uygulamalarının “yok” sayılması da  Rum tarafı açısından lehte bir durumdur. Komisyonun tanınması; hak sahiplerinin korunması için yapılmıştır. KKTC’nin yükseltilmesi, tanınması için değildir. Sevinmemiz yanlıştır. Bayram yapmamız yanlıştır.

 

Soru: Türkiye bunu ne için yaptı?

Ali Erel: Tabii Türkiye ne istiyor? Bunu bir “çare” olarak gerçekten istiyor mu? Yoksa birkaç yıl sonra, buraya müracaat etmiş olanlar sürat ve çareler tatmin etmezse AİHM’e tekrar gidecek ve durum ters dönecek mi?

Türkiye “zaman kazanma” ihtiyacındadır. Türkiye kendi AB üyeliğinin netleşmemesi durumunda Kıbrıs’ta bir “bedel” ödemek istemez. Büyük bir bedeldir Türkiye için. Bu karara kadar Türkiye, bizim makamlara “Para hazır, neden sonuçlandırmıyorsunuz? Neden komisyon yavaş işliyor” diye şikâyet ediyordu. Ama bundan sonra “AİHM nasıl olmasa artık bizi iç hukuk olarak kabul etti şimdi ağırdan alabiliriz” diyecek mi?  Türkiye’ye birkaç yıl, AİHM üzerinden mülkiyet konularında baskı gelmeyecektir. Yani Türkiye birkaç yıllık bir zamanı para ile satın almıştır.

 

.......................

 

Kim ne dedi?

 

Mehmet Ali Talat:

-Bunca yıldır verdiğimiz mücadelenin, uğraşın, özellikle geliştirdiğimiz politikaların bir anlamda meyvesi olmuştur”

-Son kararı mutlaka eski mal sahibi verecek’ diye ısrar eden Kıbrıs Rum tarafına karşı, ‘hayır işte bakın AİHM böyle görmüyor’ gibi bir avantajı da; daha doğrusu, bir doğrunun teyidini de ortaya çıkarmış oluyor.

-Yanlış anlaşılmasın bu kararı, Rumlara karşı bir zafer olarak değil, Kıbrıs sorununun çözümüne yapacağı etki bakımından çok önemli bir adım olarak görüyorum.”

-Müzakerelerde büyük kolaylık olacak. Çünkü müzakerelerdeki mülkiyet başlığının kesin çerçevesini çiziyor.

-Bu zafer uluslararasında yürüttüğümüz doğru politikaların ürünüdür, bunu bu şeklide değerlendirmeliyiz.

 

Sümer Erkmen (Taşınmaz Mal Tazmin Komisyonu Başkanı)

-Bu karar bizi her şeyden önce çok memnun etmiştir. Dört yıldan beri yaptığımız çalışmaların, dünya nezdinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde kabul gördüğünün bir işaretidir. Rumların direkt AİHM’ye gitme yollarını kapatmıştır. Bu çok büyük bir başarıdır.

 

Daryal Batıbay (Türkiye'nin Avrupa Konseyi'ndeki Daimi Temsilcisi)

-Kararın en önemli yanı KKTC yasalarının uluslararası standartlarda olduğunu kabul etmiş oluyor. Bu da bir bakıma KKTC’nin uluslararası kamuoyunda tanınması anlamına geliyor.

 

Emekli Büyükelçi Tugay Uluçevik:

AİHM’nin son kararını alkışlamak ve “zafer” olarak nitelemek tutarsızlıktır.  AİHM’nin kararı KKTC ve Türkiye tarafından kabul edilmeleri tasavvur dahi edilemeyecek olgular üzerine bina edilmiş ve Türk Tarafı için çok sakat olan anlayışların ürünü olmuştur.  Bu Kararı “zafer” olarak niteleyip alkışlayanlar, içindeki sakat unsurları da kabul etmiş olurlar. AİHM’nin son Kararını ille de “zafer” kelimesini kullanarak değerlendirmek gerekiyorsa, yukarıda aktardığımız Karardan alıntıların ışığında, “pirus zaferi” olarak nitelenmesinin daha doğru olacağını düşünüyoruz.

 

 

Mehmet Ali Birand (Milliyet)

Bu zaferin sahibi Talat’tır...

Açıkça söyleyelim, KKTC çok önemli bir yargı zaferi kazandı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın sahiplendiği bir girişim, sadece KKTC’yi değil, asıl Türkiye’yi kurtardı.

-Cumhurbaşkanı Talat direndi ve etkili oldu. Uygulamayı sulandırmak isteyenlerle mücadele etti. Komisyon üyelerini saygın isimlerden oluşturdu ve sonunda kazandı. (POLİTİS GAZETESİNDE YAYINLANDI) 

 

Bu haber 1253 defa okunmuştur.

Paylaş

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Röportaj

ATATÜRK'E 'KEMAL' DİYEBİLEN TEK ADAM

ATATÜRK'E  'KEMAL' DİYEBİLEN TEK ADAM İsmet İnönü son derece ciddi bir devlet adamı. Atatürk ona çok güveniyor ve önemli meselelerde sürekli onun yer alm...

PROF. DR. ERHAN ARIKLI: NOEL BABA DA, HAÇ DA TÜRK KÜLTÜRÜNÜN BATIYA ARMAĞANIDIR

PROF. DR. ERHAN ARIKLI: NOEL BABA DA, HAÇ DA TÜRK KÜLTÜRÜNÜN BATIYA ARMAĞANIDIR Kırgızistan Devlet Arabayev Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Erhan Arıklı yaklaşan Noel Bayramı ile ilgili ...

Rauf R.Denktaş

Rauf R.Denktaş YOLUN NERESİNDEYİZ?

Şinasi Başaran

Şinasi Başaran UBP'Yİ DOSTÇA ANALİZ EDERSEK

Ata Atun

Ata Atun BM'de Yeni Türk Olgusu

Yusuf Kanlı

Yusuf Kanlı Dananın kuyruğu...

Advert


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Tasarım Ve Modül Geliştirme: Ertuğrul Başaran

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi