lebron james shoespaul smith shoesdior sunglassesmarc jacobs handbagslouboutin shoespandora braceletscheap designer handbagsbandage dressralph lauren polotory burch sale

Basaran PRESS

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Reklam


 
RUM TARAFI GÖRÜŞMELERDEKİ GİZLİLİĞİ İHLAL ETMEYE DEVAM EDİYOR

RUM TARAFI GÖRÜŞMELERDEKİ GİZLİLİĞİ İHLAL ETMEYE DEVAM EDİYOR

Tarih 21 Haziran 2010

KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın doğrudan müzakereler kapsamında 15 Haziran'da gerçekleştirdikleri görüşmede masaya koydukları tezler Rum basınına sızdı.

Kıbrıs'taki kapalı kapılar ardındaki müzakereler Rum basınına sızdırılmaya devam ediyor

KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın doğrudan müzakereler kapsamında 15 Haziran’da gerçekleştirdikleri görüşmede masaya koydukları tezler Rum basınına sızdı.

Politis; “Flaş: Eroğlu ve Hristofyas İlk Görüşmede Ne Konuştu... Hristofyas ve Eroğlu’nun 15 Haziran’ Görüşmesinde Ortaya Koyduğu Tezleri Açıklıyoruz... Mülkler Konusunda Hırsız Savaşı” başlığıyla manşetten verdiği haberde, mülkiyet konusundaki ilk özlü görüşmelerini yaptıkları 15 Haziran tarihli görüşmelerinde ortaya koydukları ilk tezlere bakıldığında liderlerin hareketlerinin; “kedinin fareyle oynaması” şeklinde yorumlanabileceğini yazdı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) son kararları ile rollerin değiştiğine dikkat çeken gazete, Kıbrıs Türk tarafının şimdi mülkiyet konusuna hukuki yaklaşımı bulunduğunu, mülklerin şimdiki kullanıcılarının haklarını güvence altına almak ve çözümün iki kesimliliğini sağlamlaştırmak amacıyla AİHM’e atıfta bulunduğunu kaydetti.

Gazeteye göre, Rum tarafı ise malların önceki sahibinin, ilk söz hakkına sahip olmasına ilişkin hukuki argümanını terk etmedi. Ancak mülklere siyasi şartlarla ve insani kriterlerle bakılması gerektiği kampanyasını öne çıkarıyor. İki liderin temsilcilerinin Salı günü okuduğu ve gazetemizin bilgisinde olan yazılı tezler, yukarıdaki niyetleri öne çıkartıyor.

Gerçekte; mülkiyetin ilk gözden geçirilmesinin; blöfler ve psikolojik tertiplerle; çetin bir poker elinin dağıtılmasından başka bir şey olmadığı yorumunu yapan gazete özetle şunları yazdı:

“Derviş Eroğlu, benimsediği hukuki yaklaşımın uzlaşı getirmeyeceğini biliyor. Sadece, mülkiyet konusunda Kıbrıs Türk tezlerinin destekleyicisi olarak yorumlanabilecek AİHM kararlarından sonra Kıbrıs Rum tarafının yaşadığı zafiyeti mümkün olduğunca kullanmak istiyor.

Dimitris Hristofyas da, AİHM kararından sonra hukuki argümanının hastalandığını biliyor. Ancak, Kıbrıs Türk argümanlarının etrafından dönüyor ve mülkiyetin siyasi denetiminde ısrar ediyor, bu başlığı toprakla bağlayıp yükseliyor. Böylece muhatabına; talep etmekte olduğu katı iki kesimliliği elde etmek için toprak verme savunmasız konumuna getiriyor.

Ancak gerçekte, mülkiyet başlığının görüşülme zamanının çok kısıtlı olduğunu, 4-5 görüşmeden fazla süremeyeceğini herkes biliyor. Olgular ise ortadadır. İki tarafın ve BM’nin pratik, uzlaşma önerilerinin neredeyse ortaya çıktığı ve müzakere masasına gidiş için uygun zamanı bekledikleri biliniyor. Bu, Ağustos ayı başına kadar Kıbrıs’ta olabilir. Yoksa, Genel Sekreter’in, iki lideri kendi şahsi nezaretinde görüşmek üzere davet etmesi beklenen; Eylül ayında New York’ta olacak.

EROĞLU’NUN İLK BELGESİ

Taktik nedenlerden dolayı kapsamlı öneri olarak sunmaya özen gösterdiği ilk görüşünde Derviş Eroğlu; ilkeler ve Mehmet Ali Talat’ın mülkiyete getirdiği unsurlar zemininde hareket etti. Ancak AİHM’in Dimopolos ve Asproftas davalarına ilişkin kararlarından gerekli paragrafları kullanarak; iki bölgeliliğin insan haklarıyla ilgili AB standartlarına tamamen uygun olduğu tezini güçlendirmeye çalıştı. Kıbrıslı Türk liderin temsilcisi Kudret Özersay tarafından okunan 7 sayfalık belgesinde Eroğlu; Kıbrıslı Türklerin mantığına göre mülkiyeti etkileyen şu ilke ve unsurları ortaya komaya (aslında tekrarlamaya) başlıyor:

1-İlkeler: İki bölgelilik, mülkiyet hakkının düzenlenebileceği, BM’nin yerleşmiş yaklaşımı, hukuki kesinlik ve öngörülebilirlik.

2-Unsurlar: Zamanın geçmesi, bugünkü kullanıcıların etkilenen mülklerle duygusal bağları, etkilenen mülklerin zaman içerisinde çok kez el değiştirdiği, AİHM’e göre bugünkü kullanıcıların/üçüncü tarafların hakları, bir malın bugünkü kullanıcısı ile yerinden edilmiş hak sahibinin çıkarları ve hakları arasında adil bir denge kurulması gereği, her iki tarafta da oturan sosyo-ekonomik ve para-finans yapılar.

3-Mahkeme: Devamında da belgede; AİHM’in Dimopulos ve Asproftas davalarıyla ilgili kararlarından kapsamlı sonuçlar ortaya konuldu. Kıbrıs Türk tarafının Dimopulos kararındaki; Taşınmaz Mal Komisyonu’nu Türkiye’nin mülkiyet meselelerinin çözümü için işgal bölgelerindeki iç yargı imkanı olarak

tanıma ana unsurunu küçümsüyor görünüyor. Kararın ilgili paragraflarında, Kıbrıslı Rum hak sahiplerinin istemeleri halinde komisyona başvurabilecekleri, istemezlerse de mülkiyet sorununa kaçınılmaz olarak çözüm getirecek olan Kıbrıs sorununa siyasi çözüm bulunmasını bekleyebilecekleri vurgulanıyor. Derviş Eroğlu bu noktayı öne çıkarmıyor, aksine; belgeye Dimopulos ve Asproftas davalarından; Kıbrıs Türk tezlerini şu noktalarda destekleyen bentlere yer veriyor:

-Çözümün iki bölgeliliği; (Mahkeme’nin de kabul ettiği) istilanın üzerinden geçen yaklaşık 36 yılda çoğu Rum malının en az bir kez el değiştirdiği olgusu, Kıbrıs sorununun on yıllardır çözülmemiş olması dolayısıyla ‘Ata Yurdu’ mantığının önemli ölçüde ortadan kalktığı ve bunun sonucunda iade hakkının kısıtlandığı; yerinden edilmişlerin (özellikle de ata yurtlarında doğmayanlar veya buralardan küçük yaşta ayrılanlar) otomatikman geri dönme hakları bulunmadığı.

Derviş Eroğlu bu tezler ile; Kıbrıs Rum idaresi altına geçecek bölgelerdeki Rumların eski haklarına kavuşmalarını asgariye indirmek ve iade edilecek bölgelerdeki mallarda bile bugünkü kullanıcıların haklarını güvence altına almak maksadıyla mülkiyet görüşmesine katı bir nokta sınırlaması getirmeye çalışıyor. Ancak bunları ortaya koymak için okumuyor çünkü AİHM’in kendisine sağladığı hukuki zeminin; bazı uzlaşı kozlarını birkaç görüşme daha kapalı tutma hakkı verdiğini düşünüyor.

Hristofyas’ın yanıtı

Başkan Hristofyas, Kıbrıslı Türk liderin AİHM’in kendisine verdiği hukuki argümanları kullanacağını öngörmüştü. Kısa (tek sayfalık) ve geçen Salı günü Yorgos Yakovu tarafından okunan bir yazılı yanıt hazırladı. Yanıtının ana ilkesi; bir mülkün önceki sahibinin haklarıdır ve ana hatlarıyla şöyledir:

-Cumhuriyet’in bütün vatandaşlarının haklarına saygı;

-Kıbrıs Türk toplumundaki pratik zorluklar açısından mülkiyet hakları;

-Mülkiyetin düzenlenmesine ilişkin yol gösterici çizgi, önceki mal sahiplerinin mülkiyet üzerindeki haklarıyla ilgili ana ilkenin görüşülmesidir;

-Müzakereler yukarıdaki parametreler içerisinde yürütülmelidir. AİHM’in (son) kararları sadece; Türkiye’nin, boyunduruğu altındaki yerel idaresi (işgal altındaki Kuzey) tarafından kurulan (tazminat komisyonunun) sağladığı davaların tüketilip tüketilemeyeceğiyle ilgilidir.

-AİHM’in, Dimopulos davasıyla ilgili kararı; konuya (hak sahiplerinin tazminat komisyonuna başvurmasıyla) mevcut işgal durumuna ve belirli zaman konjonktürüne yaklaşımını net şekilde ortaya koyuyor. Gerçekte, hak sahipleri Kıbrıs sorununa siyasi çözüm bulunmasını beklemeye ve bunu istemeleri halinde yapmaya çağrılıyor.

-Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türklerin insani ihtiyaçlarına ve endişelerine saygı gösteriyor.

Daha sonra Hristofyas, Kıbrıs Türk tarafına sözlü açıklamada bulundu ve mülkiyeti doğrudan toprak düzenlemeleri ve yerleşikler konularına bağladı, şunları vurguladı:

-Yaklaşık 100 bin yerinden edilmiş Kıbrıslı Rum’un, Kıbrıs Rum idaresi altında geri dönmesine olanak tanıyacak şekilde toprak düzenlemesi yapılması halinde mülkiyetin düzenlenmesi çok daha kolay olur. Bu önerinin ön şartı Maraş’ın, Mağusa kentinin bir bölümünün, Omorfo’nun (Güzelyurt) ve 4 büyük Karpaz köyünün verilmesidir. Hristofyas, bu aşamada masaya; müzakere haritaları konulmasını istemiyor, toprak düzenlemelerini belirleyecek bazı ilkeler konulmasını istiyor.

-Yerleşikler konusu mülklerle doğrudan alakalıdır, çünkü çoğu yerleşik şu anda işgal altındaki Kuzey’de bulunan Kıbrıs Rum evlerinde ikamet ediyor. Başkan Hristofyas, işgal bölgelerindeki de jure nüfusun 325 bine ulaştığını, Talat’ın ifade ettiği 250 bin sayısından çok uzak olduğunu; dolayısıyla yerleşik sayısının çok arttığını söyledi.

Eroğlu; Kıbrıslı Rumların da yabancı uyrukluları vatandaş yaptıklarını söylemesi üzerine Hristofyas’tan; 1964’ten itibaren Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 24 bin yabancıyı vatandaş yaptığını ancak bunlardan yaklaşık 2 bininin Yunanistan menşeli olduğu yanıtını aldı.

Yüzde 29 + ‘Görüş Birliği’

Bu aşamada Derviş Eroğlu, ne toprağı ne de yerleşikleri görüşmek istiyor. Mülklerle alakaları olmadığını, ayrı incelenmeleri gereken farklı konular olduğunu düşünüyor. Önemli toprak düzenlemeleri konusunda da isteksiz

görünüyor. Ancak Kıbrıs Türk tarafı, toprak meselesinde 80’lerden beri iki taraf arasında bir görüş birliği olduğu görüşündedir.”

Bu haber 690 defa okunmuştur.

Paylaş

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Rum Basını

GÜNEY KIBRIS MUHACERET DAİRESİNDE KASADAKİ PARA VE BAZI DOSYALAR KAYIP

GÜNEY KIBRIS MUHACERET DAİRESİNDE KASADAKİ PARA VE BAZI DOSYALAR KAYIP Rum Muhaceret ve Nüfus Dairesi kasasındaki paranın "kayıp" olduğunun saptanmasının ardından, daireyle ilgili başka ...

MİLLETVEKİLLERİ DOKUNULMAZLIKLARI SAYESİNDE TRAFİK CEZALARINI ÖDEMİYOR

MİLLETVEKİLLERİ DOKUNULMAZLIKLARI SAYESİNDE TRAFİK CEZALARINI ÖDEMİYOR Rum milletvekillerinin, siyasi dokunulmazlıkları sayesinde ödemediği trafik cezaları, Rum Başsavcı Petros Kliridis&...

Rauf R.Denktaş

Rauf R.Denktaş YOLUN NERESİNDEYİZ?

Şinasi Başaran

Şinasi Başaran UBP'Yİ DOSTÇA ANALİZ EDERSEK

Ata Atun

Ata Atun BM'de Yeni Türk Olgusu

Yusuf Kanlı

Yusuf Kanlı Dananın kuyruğu...

Advert


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Tasarım Ve Modül Geliştirme: Ertuğrul Başaran

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi