| |||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||
|
| |||||||||||||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR
|
ROLANDİS: "KIBRIS SORUNU 2004'TE ÇÖZÜLDÜ"Politis "Kıbrıs Sorunu 2004'te Çözüldü Mü" başlıklı haberinde Rolandis'in konuyla ilgili makalesine yer verdi. Kıbrıs Rum Ticaret Sanayi ve Turizm eski bakanlarından Nikos Rolandis Kıbrıs sorununun 2004’te; olumlu oyla değil ama (Rumların) olumsuz oyuyla çözülmüş olduğu görüşünü ortaya koydu. Politis “Kıbrıs Sorunu 2004’te Çözüldü Mü” başlıklı haberinde Rolandis’in konuyla ilgili makalesine yer verdi. Gazeteye göre Rolandis, Annan planı önerildiğinde; Rumların dostları olan Fransa, Rusya ve Çin’in de dâhil bütün dünyanın, Güvenlik Konseyi’nin 1475/2003 sayılı kararı ve diğer uluslar arası örgütlerin çok sayıdaki karari ile Annan planının; Kıbrıs sorunu için yegane çözüm olarak görüldüğüne işaret etti. AKEL’in, Rum halkına hayır oyu kullanması çağrısı yapmasından önce Annan planını “Kıbrıs’ı yeniden birleştiren, insan hakları ve temel özgürlükleri yeniden tesis eden, Türk kuvvetlerinden kurtaran ve 90 bin dolayında göçmenin Rum idaresi altında mallarına geri dönmesini sağlayan bir plan” olarak gösterdiğini hatırlatan Rolandis “O plan Kıbrıs sorununu çözmüş görünüyordu. olumlu oyla ‘yeniden birleştirmek’ suretiyle değil ama olumsuz oyla taksim ederek...” ifadesini kullandı. 2004’ten bu yana neredeyse hiçbir şey olmadığını belirten Rolandis, makalesinde özetle şunları kaydetti: “Tasos Papadopulos müzakerelerle ilgili konuşulduğunda koşup saklanıyordu. Dimitris Hristofyas, getirdiği iyileşmeye rağmen; müzakere ediyor ancak Papadopulos mantığında hareket eden siyasi müttefiklerinin desteğini yitirmek istemiyor. Hem müzakere ediyor hem de etmiyor. O Annan planının mantığıyla ayni. Kıbrıs’ı yeniden birleştiriyor ama reddediliyor. Nedenler ayni: siyasi müttefikleri kaybetmeme. Böylece; Kıbrıslı Türklerin liderliğinde ilimli Talat’ın bulunduğu çok değerli iki yıl heba oldu. Türkler bir aralar Kıbrıs sorununun 1974’te istila ile çözüldüğünü söylediler. Ancak 1974 çözümü ile 2004 çözümü arasında farklar var: 1-1974’te Türkler istilacıydı ancak 2004 ve sonrasında Kıbrıs sorununun çözümünü istediklerine, biz ise çözüm istemediğimize ikna etmeyi başardık. Halen, 2004 referandumunda hayır diyerek ne kaybettik diye soranlar açısından bu büyük ‘başarıdır’ (!) 2-1974’te neredeyse bütün uluslar arası camia ve yasama, yürütme ve yargı alanındaki bütün Avrupa örgütleri bize sempatiyle bakıyordu. 2004’ten sonra o sempati; birbiri ardına gelen kararlarla Türk tarafına yönelmiş görünüyor. 3-1974’te ülkenin yeniden birleşmesini dört gözle bekleyen saf, acili bir halktık; 2004’te Euro’larını sayan ve ‘onlar orada biz de burada’ kalsın ve Kıbrıs toprağının yüzde 37’si varsın yitirilsin, milyonlarca Türk yerleşik tarafından talan edilsin diyen ve böyleyken daha fazlasını kazanacaklarını hesap eden binlerce kârli Kıbrıslı Rum olduk.” Bu haber 533 defa okunmuştur.
|
Advert
|
|||||||||||||||||||
|
Tasarım Ve Modül Geliştirme: Ertuğrul Başaran
Altyapy: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||